|
Deyiş’ten,
Deyiş dergisi dokuzuncu sayısında edebiyat ve
aşk konusuyla siz değerli okuyucularıyla buluşuyor. Sanat ve
edebiyat gibi aşk da insanların evrensel olarak kabul ettiği bir
duygu. Edebiyat ve aşk sanatçının objesine yöneldiği estetik bir
dil, estetik bir anlayış. Aşk, insanlığın var oluşundaki tek bilinme
arzusu. İnsan olmasaydı aşk olmazdı. Sanatçı olmasaydı güzellikler
bilinmezdi. Edebiyat olmasaydı aşk dile gelmez, sevgilinin yüceliği,
ululuğu, büyüklüğü bilinmezdi.
Edebiyat ve aşk
buhranların, yalnızlıkların, ezilmişliklerin, aşıkların,
edebiyatçıların sığındığı ideasal mağara. Platon’un mağarasından
insanlara, gerçeklere bakış. Gerçeklerin yanıltıcı, gerçeklerin acı
olduğunu estetik bir dille anlatış. Bütün gerçeklere inat imgelerde
var olma çabası. Bakmaktan çok görme, dokunmaktan çok dokunabilme
arzusu. Aşk, bütün insanları kendi eteklerinde birleştiren,
zıtlıkları yok eden, uzakları yakın kılan, bütün ırkları aynı
renkte, kırmızı da buluşturan savaşın adını barış koyan, bütün o
günahları sevgisiyle temizleyen, nefretten çok şefkat duyan yüce bir
duygu.
Bütün zıtlıklar tek
bir birlik için. Hayatın doğasında olduğu gibi aşkın da doğasında
var diyalektik yapı. Sevgili en büyük, en ulu, en yüce ve en güzel.
Tersine aşık en küçük, en çirkin ve kul sevgilinin karşısında. Biri
bir tarafta, biri bir tarafta ama yan yana değil hiç, hep
karşısında. Yan yana olursa tüketirler birbirini. Yok olurlar,
metalaşırlar, gerçek olurlar. Aşkın doğasında yok gerçeklik. Aşk
imgelerin dilinde saklı. Ki bulur onu? Aşık. Aşık, aşkından kopar
gerçeklerden ve dile gelir, hiç kimsenin bilmediği ve duymadığı
dilden konuşur, bütün sözcükler şiir, bütün şiirler kutsal. Aşık kul
olur mağarada, ve sevgiliye döner yüzünü, sevgili Tanrısı olur. O
öyle bir sevgidir ki, unutur gerçekleri, tek bir gerçek vardır
şimdi, sevgili. O en büyük, en yüce. Kendisi en çirkin, en küçük.
Aşık, deli, aşık meczup, güneşi söndürmüştür gözlerinde,
karanlıklardan çıkmıştır artık. En karanlık gerçekler aydınlanır. Ve
aşık Mevlana olur, Fuzuli olur, sevgili sen.
Nisan-Mayıs
sayısıyla baharı da yaşıyoruz İstanbul’da. Bahar mevsimleri
buhranların ve aşkların zamanı. Yeniden can bulurken doğa, insanları
da peşinden sürükler ve deri değiştirir gibi değiştirir insanları.
Ayva çiçekleri gibi açılır duygular.
Haziran-Temmuz
sayımızın kapak konusu sanat ve estetik. İlgilenen okuyucularımızın
yazılarını en kısa zamanda adreslerimize ulaştırmalarını bekliyoruz.
Deyiş dergisi ekibi
olarak hepinize güzel deyişler sunmayı umut ediyoruz. Bu güzel
mevsimde edebiyat ve aşkla kalın, siz de insanlara güzel deyişler
sunun.
|